Emma Starletto, Nathan’ın kocaman yarağının büyüyen sertliğine karşı koyamıyordu. Sarışın teni ter içinde parlıyor, ince bedeni gergin ve kıvrak hareketlerle onun etrafında dönüyordu. Nathan, adım kızına olan hırslı arzusunu saklamadan, tüm gücüyle amcığını onun baldırlarına dayayıp içeri gömüyordu. Emma’nın küçük göğüsleri sekiyor, her inip kalkışta göbeğindeki kum gibi terler üzerinde beyaz köpük damarlar beliriyordu.
Diz çöküp emmeye başladığında, o küçük dudakları Nathan’ın kalın yarığını sıkıca kavrıyor, dilinin ucuyla uç kısmını yalayarak amcığına işkence yapıyordu. Çekişleri sertleşiyor, Nathan’ın nefesi hızlanıp boğazından kesiliyordu; o an içindeki kaba hayvan dışa vuruyordu. Emma etrafındaki ortamı unutarak sadece amcığa odaklanmıştı; dili kayıyor, dişlerini hafifçe geçiriyor ama bırakmıyordu yaranın üzerini. Sıkıca tutup aşağı yukarı çekiyor; elini de boş bırakmayıp sikişi destekliyordu.
Sonra Nathan onu itti, masaya doğru yatırdı. İnce zekâsıyla arkadan basmaya başladı. Sertliği daha da arttı, assız baldırlarını sıktıkça Emma’nın alttan çekinen sesi artıyordu. Götünü sıkıştırıp oradaki amcığını iyice içine sokuyor, her inişinde emrini dinleyen bir hayvan gibi şehvetle kıvranıyordu kızcağız. Çırılçıplak bedenlerin arasında yalnızca hızlı nefesler ve gürültülü sikiş sesleri vardı.
Emma’nın kıçını kaldırdığı anda Nathan bütün gücüyle kökledi onu; “Al bakalım” der gibi daha da derin ve acımasız sokuşlarla içini dolduruyordu. Her tokatlayan harekette çılgınca bağırıyor; amcık deliğine saplandığını hissediyordu boğazına kadar giren bu devasa yarak yüzünden. Sonunda ikisi de dayanılmaz bir noktaya ulaştı; Emma’nın göbeği üzerine fırlatan beyaz sıvılarla kaplandı bedenleri.
Nathan sertlikten yumuşayan yarığını çıkarırken Emma hâlâ titriyor, içinde kalan o yoğun zevkin sarhoşluğunu yaşıyordu; yorgun ve kirli bir şekilde birbirlerine bakıp yeni bir kökleme için hazırdılar hâlâ…